23 MART DÜNYA METEOROLOJİ GÜNÜ NEDENİYLE ANADOLU AJANSINA YAPTIĞIMIZ AÇIKLAMA..

tarafından gönderildi

‘Türkiye, güneyindeki ülkelerin iklimini yaşıyor’

Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Çukurçayır, Türkiye’nin enlem olarak yerini korumasına karşın daha güneyinde yer alan ülkelerin iklim koşullarını yaşamaya başladığını söyledi.

Enes Duran   |23.03.2019
'Türkiye, güneyindeki ülkelerin iklimini yaşıyor'

Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Fırat Çukurçayır, Dünya Meteoroloji Günü dolayısıyla meteorolojik olayların günlük hayata yansımaları ve Türkiye’yi etkileyen iklim olaylarındaki değişikliklere ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Tarihin her döneminde insanların meteorolojik olaylarla yakından ilgilendiğini belirten Çukurçayır, meteorolojik koşullardaki her değişimin insan yaşamınında da değişikliğe yol açtığını ifade etti.

Çukurçayır, Türkiye’deki meteorolojik koşulların da belli periyotlarda değişim gösterdiğini dile getirerek, hava olaylarında sıra dışı değerlerin artmasının ve farklı doğa olaylarının, tüm dünyadaki iklim değişikliğinin doğal sonucu olduğunu kaydetti.

İklim değişikliğinin aşırı düzeyde gerçekleşen sıcak ve soğuk hava akımları oluşması sonucunu doğurduğuna işaret eden Çukurçayır, şöyle konuştu:

“Söz konusu sonuçlar arasında Türk insanın alışık olmadığı hortum ve tropik fırtına gibi olaylarını da sıralayabiliriz. Artık Türk insanı bu olaylara karşı kendini hazırlamalı. Bütün meteorolojik olayların oluşumunun bir fiziksel ve termodinamik yapısı var. Türkiye enlem olarak yerini koruyor ama tali olarak baktığımız zaman daha güney ülkelerin yaşadığı koşulları yaşamaya başladık.”

Çukurçayır, yaşanan sıcaklık artışının iklime bağlı birçok alanda değişimi zorunlu kılacağını belirterek, Türkiye’nin tarım gibi iklimle ilişkili alanlarda yeni politikalar geliştirmesi gerektiğini söyledi.

“Bütün ülkeler tedbir almalı”

İklim değişikliğiyle ilgili sorumluluğu sadece ülke düzeyine indirgemenin yanlışlığına değinen Çukurçayır, “Ülke olarak üzerimize düşen her şeyi yapsak bile iklim değişikliğini global ölçekte engelleme şansımız yok. Bütün ülkelerin aynı anda gerekli tedbirleri alması lazım ki bu konuda olumlu sonuçlar alabilelim.” diye konuştu.

Çukurçayır, nüfus artışına bağlı olarak ihtiyaçların çoğalmasının enerji ihtiyacını ortaya çıkardığını, yaşam alanlarının gelişmesinin de doğal habitatı etkilediğini ifade ederek, iklim değişikliğini tetikleyen en büyük etkenin sera gazları ve orman sayısındaki azalma olduğunu vurguladı.

Gelişmekte olan ülkelerin üretim alanında yaptığı atılımlar ve sanayi bölgelerini geliştirmek için yaptığı çalışmaların küresel ısınmayla mücadelenin belli bir noktada önünü kapattığının altını çizen Çukurçayır, “Bir taraftan sürdürülebilir bir kalkınma sağlayacaksınız bir taraftan da emisyonlarınızı azaltacaksınız. Bu, bizim gibi ülkeler için hiç kolay değil. Gelişmiş ülkeler için bu iş biraz daha kolay çünkü bunlar sanayilerini 3. dünya ülkelerine taşıyorlar. Hedeflenen sıfır emisyona gelişmekte olan ülkelerin ulaşabilmesi neredeyse imkansız.” yorumunda bulundu.

Çukurçayır, iklim değişikliğiyle ilgili bireysel düzeyde bazı çalışmaların yapılabileceğini ve bu konudaki bilinçlendirme faaliyetlerinin gelecek kuşaklar için hayati olduğunu kaydederek, su ve enerji tasarrufunun alınacak tedbirlerin başında geldiğini sözlerine ekledi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir