ATMOS 2017 BAŞKANI PROF. DR. ORHAN ŞEN’İN AÇILIŞ KONUŞMASI

tarafından gönderildi

ATMOSFER BİLİMLERİ 8. SEMPOZYUMU BAŞKANI PROF. DR. ORHAN ŞEN’İN AÇILIŞ KONUŞMASI

ATMOS 2017 Açılış Konuşması

Değerli Katılımcılar,

ATMOS 2017 Sempozyumuna katıldığınız için teşekkür ediyorum. Sizleri saygı ile selamlıyorum.

Bilindiği gibi Dünya, Jeolojik katmanlardan oluşur. Bu yapısı ile Dünya bir kitaba benzer. Her jeolojik katman, kitabın bir sayfasını oluşturur. İlk sayfalar çok derinde. Onlara henüz varılamadı. Bundan dolayı bu sayfalarda yazılı olanları bilmiyoruz. Sayfaları çevirdikçe, yani tabandan yüzeye yaklaştıkça kitabın okunması kolaylaşıyor. Lavların yakıp buruşturduğu sayfalar dağların oluşumunu anlatıyor. Kalın kömür tabakalarının oluşturduğu sayfada, bir  zamanlar yeryüzünü kapsayan dev ormanların tarihini okuyoruz. Bu tabakada rastladığımız hayvan ve bitki fosillerinden milyonlarca yıl önce hangi bitki ve hayvanların yaşadığını öğreniyoruz. Dünyanın oluşum tarihini anlatan bu kitabın son sayfasında karşımıza müthiş bir yaratık çıkıyor. Bu yaratık “İNSAN”dır.

İnsan ilk kez ortaya çıktığında, Dinazor, Mamut gibi dev hayvanlar arasında ikinci sınıf bir rol üstlendi, fakat zamanla ön plana çıktı. Kitabın kahramanı daha sonra baş yazarı oldu. İnsan, soğuk gecenin kırağısından korunmayı öğrenmiştir. Her tedbiri bilir, önüne çıkan hiç bir şeyden şaşırmaz. Bu ve benzeri tanımlar, insanın önemli özelliklerini şiirsel bir dille anlatır, fakat insanın karakteristik özelliğinin altını çizmez. İnsanın bu başarısının nedeni, üretim yapma yeteneğidir. İnsanın karakteristik özelliğini Benjamin Franklin’in tanımında buluruz. Franklin’in tanımı şöyle; “İNSAN ALET YAPAN YARATIKTIR” İnsanın alet yapma yeteneği onu diğer canlılardan ayıran en önemli özelliğidir. Çünkü insandan başka hiçbir canlı alet yapamaz.

DEĞERLİ ARKADAŞLAR

İnsanın bu başarısının nedeni, insanın üretim yapma yeteneğidir. İnsan üretim yaparken, dünya ve atmosferden oluşan, doğa diye adlandırılan bütünle mücadele eder. İnsanın, bu mücadelede başarılı olması için doğaya egemen olması gerekir. Doğaya egemen olmak için gerekli ve zorunlu koşul, doğayı tanımak ve doğa hakkında bilgi sahibi olmaktır.

İnsanın doğa hakkında bilgi sahibi olması bir süreçtir. Bu sürecin ilk evrelerinde insanın bilgisi ampiriktir. İnsan bu ampirik bilgiyi üretim yaparken elde edip özümsemiş ve uygulamıştır. Paleolitik ve Neolitik çağların bilgisi bu tür bilgidir.

Daha sonra, şehirler kuruldu. İnsanlar, karmaşık ekonomik ve sosyal bir hayat yaşamaya başladılar. Bu nedenle, daha verimli üretim yapmak zorunda kaldılar. Yeni işlere giriştiler. Bu girişimler, yeni teknolojik problemler yarattı. Bu problemleri, insanlar ampirik bilgileri ile çözemediler. Çünkü, ampirik bilgi, koşullar değişince çözüm yaratamaz. İnsan, bu engeli aşmayı başardı. Şöyle ki; toplumda bazı kişi ve gruplar, ampirik bilginin ilkelerini düşündüler ve bilimi yarattılar.

DEĞERLİ ARKADAŞLAR

Bilim zaman içinde gelişen bir süreçtir. Bilim tarihi, meteorolojik olayları açıklayan kurumların bu sürecin ilk evrelerinde oluştuğunu bildirir.

Örneğin, bilim tarihinin ilk bilim adamı saydığı Filozof Thales, meteorolojik olayları analiz etmiştir. Bu konuda Aristotales şu bilgiyi vermiştir; İnsanlar Thales’e meteoroloji ile uğraştığı için yoksul kaldığını söylediler. Thales, meteoroloji bilgisinden yararlanarak, o yıl iyi bir zeytin ürünü alınacağını tahmin etti ve küçük bir sermaye toplayarak daha kıştan tüm yağ preslerini kiraladı. Sonra, zeytin toplanma zamanında yağ preslerine büyük bir talep olunca, Thales presleri yüksek bir fiyatla kiraladı ve çok para kazandı. Filozof ve bilim adamlarının isterlerse kolay zengin olacaklarını; fakat yaşamdaki amaçlarının para kazanmak olmadığını ortaya koydu.

Thales’in öğrencisi, Anaksimondros (M.Ö. 610-546) meteorolojik olaylar hakkında düşünceler öne sürmüştür. Örneğin, bu filozof ve bilim adamı rüzgarı hava akımını, hareket halindeki hava olarak tanımlamıştır. Yağışın mekanizmasını açıklamıştır. Ona göre; su dünyadan ayrıldıktan sonra, Güneş, atmosferi oluşturmak için sudan nemi alır. Bu birleşmeden sonra ayrılma gerçekleşir. Hafif parçalar rüzgarı, ağır olanlar yağışı oluşturur.

Anaksimenes, (M.Ö. 585-525) yılları arasında yaşamış bir bilim adamı ve filozoftur. Meteorolojik olaylarla ilgilenmiş ve bu olaylarla ilgili açıklamalar yapmıştır. Filozof ve mühendis olan Empedokles’e göre; Yağış, havanın sıkışması ile olur. Hava sıkışınca içindeki su havanın gözeneklerinden damlalar şeklinde dışarı çıkar ve yağmur meydana gelir. Yıldırım, bulutların içindeki ateşin dışarı fırlamasıdır.

Ksenophanes (M.Ö 570-470), hidrolojik çevrimin, yani, suyun doğadaki çevriminin tam anlamıyla bilimsel bir tanımını vermiştir. 

Çin’de devlet yönetimi, M.Ö 1216’dan itibaren meteoroloji olayları ile ilgili kayıt tutmuştur. Bu kayıtlar yağmur, sulu kar, kar, düşen yağış miktarı ve rüzgarın yönü hakkında bilgiler içermektedir. Aşırı sıcak yazlar, aşırı soğuk kışlar kayıt edilmiştir. Çin’de M.Ö ikinci yüzyılda Higrometre (nem ölçer) tasarlanmıştır. Çinliler, Ksenophanes’den sonra M.Ö. 200 yılında hidrolojik çevrimi saptamışlardır.

Ünlü filozof Aristo da meteorolojik olayları incelemiş, inceleme sonuçlarını Meteorologica (Meteoroloji) isimli eserinde açıklamıştır.

Aristo bu eserinde, yağmur, bulut, sis, çiğ, kırağı ve doluyu açıklamıştır. Atmosfer olaylarını açıklayan varsayımlar önermiş, kuramlar ortaya koymuştur.

DEĞERLİ ARKADAŞLAR

Atmosferde meydana gelen olayları açıklayan bu ilk kuramlar, saf, yanlış spekülasyonlardır. Fakat bilimsel kuramlardır. Çünkü bu kuramlar bilimsel olmayı sağlayan niteliklere sahiptirler.

Örneğin, bilimsel olmak için gözlemlerden elde edilen kanıtlara dayalı, canlı ve yaratıcı bir hayal gücü gerekir. Atmosfer olaylarını açıklayan bu ilk kuramların canlı ve yaratıcı bir hayal gücü eseri olduğu açıktır.

Bilimsel bilgi, doğadan kaynaklanan nedenlerin sonucudur. Bilimsel bilgi, deney ve gözlemler arasında kurulan ilişkilerden oluşur.

Atmosferde meydana gelen olayları açıklayan ilk kuramlar bilimsel olmayı sağlayan bu niteliğe sahiptir.

Özetle; atmosferde oluşan olayları açıklayan ilk kuramlar atmosfer biliminin, yani meteorolojinin ilk adımlarıdır. Meteorolojinin bilim sürecinin ilk evresinde yer alması doğaldır. Çünkü; meteorolojinin araştırdığı atmosfer olayları, insanın her tür yaşam alanın etkiler. Sağlıktan ulaştırmaya, tarımdan savaşa kadar her tür insan faaliyetine tesir eder.

Bilimin geliştiği her dönemde, farklı bilim dallarında çalışan bilim adamları meteorolojiye katkı yaptılar. Meteorolojinin gelişmesini sağladılar. Örneğin, kimya bilgini John Dalton (1766-1844), meteorolojinin problemleri ile özellikle atmosferin doğası ile ilgilendi. Alize rüzgarlarını inceledi, yağmurun nedenini araştırdı. Dalton, atom teorisini canlandırdı. Bu çalışmasında kimyadan çok, meteoroloji etkili olmuştur.

Bilim, gerçeklerin basit bir şekilde bir araya toplanması değildir. Bilim, gerçekler arasında kurulan ilişkileri ifade eden kuramlardan oluşan bir sistemdir. Bir bilimsel sistem oluşturmak için o bilimsel sistemin incelediği alanlardaki fiziksel büyüklükleri ölçmek zorunludur. Ünlü fizikçi Rutherford, ölçmenin bilimdeki önemini şöyle ifade etmiştir: Bir şeyi bilmek için onu ölçmek gerekir.

Bu nedenle; bir bilimsel sistem olan atmosfer bilimini oluşturan kuramları tanımlamak, yapılarını test etmek, yapılarını güçlendirmek ve yeni kuramlar oluşturmak için “ölçme” yapmak zorunludur.

Ölçme yapmanın meteorolojideki öneminin bilincine varan bilim adamları, 19. yy’da meteorolojik büyüklükleri ölçmek için yöntemler geliştirdiler ve ölçmeler yaptılar. Örneğin James Glashier (1809-1903) ve Herry Coxwell (1819-1900) isimli bilim adamları, balonla, yeryüzünden 11 km yüksekliğe çıkarak meteorolojik büyüklükleri ölçtüler.

Kimya ve fizik konularında çalışan ünlü bilgin Joseph Gay-Lussac (1778-1850) atmosferin üst tabakalarındaki havayı incelemek için balonla yapılan ölçme çalışmalarına katıldı. Bu çalışmalar onu gaz karışımlarının özelliklerini araştırmaya yöneltti. 

DEĞERLİ ARKADAŞLAR

Ülkeler arasında sınırlar vardır. Fakat atmosferde gerçekleşen olaylar arasında sınır yoktur. Olaylar birbirine bağlıdır. Bu nedenle yerel ölçümler yeterli olamaz. Bu yetersizliği aşmak için 19. yy ortalarından itibaren meteorolojik ölçümler uluslararası düzeyde yapıldı ve böyle yapılmaktadır.

  1. yy’da atmosfer önem kazandı. Çünkü hava yolculuğunun nitelikli meteoroloji bilgisine ihtiyacı vardı. Barışta ve özellikle savaşta meteorolojik olayların ve değişimlerinin bilinmesi önem kazandı. Aynı zamanda, bu bilgilerin atmosferin yüksek bölgelerine ait olması gerekiyordu. Bu ihtiyaçlar, atmosfer konusunda araştırmaların yapılmasına neden oldu. Bu araştırmaların ilk ürünü troposferin üst sınırının ve stratosferin keşfi oldu.

Bjerknes (1862-1951), siklonlarla ilgili kutupsal cephe teorisini oluşturdu. Soğuk ve sıcak cephe kavramlarını tanımladı. Bu dönemde, meteorolojik büyüklükleri ölçmek için yeni yöntemler geliştirildi. Örneğin, II. Dünya Savaşında, meteorolojik bilgi toplamak için belli bir yerde duran balonlardan bilgi yayınlayan “radyosonde” ve radarlar kullanıldı. Uydularla büyük boyutlarda meteorolojik bilgi toplandı.

1946 yılında, yağmur bulutları oluşturmak için “kristal tohumlama” yöntemi kullanılmaya başladı. Bu çalışmalar, meteorolojinin yeni bir veçhesini gün ışığına çıkardı. Meteorolojinin bu yeni veçhesi, insanoğlunun iklime müdahalesidir.

Günümüzde meteoroloji, ölçmelerden elde edilen verilerin temel bilimlerin ışığında yorumlanması sonucunda gelişmektedir. Pratik uygulamalarla zenginleşmektedir. Bilim hiyerarşisinin üst sınırlarında yer almaktadır.

DEĞERLİ ARKADAŞLAR

Evren, birbirinden kopuk, aralarında ilişki olmayan bir varlıklar koleksiyonu değildir. Evrende var olan her varlık arasında karşılıklı ilişkiler vardır. Bu durum, evrenin bir gerçeğidir.

Bu gerçeğin, yani, varlıklar arasındaki ilişkinin en somut örneği dünya ile atmosfer arasındaki ilişkilerdir.Dünya ile atmosfer arasındaki bu güçlü ilişki nedeniyle, dünya üzerinde gerçekleşen her tür insan faaliyeti atmosferi, atmosferde gerçekleşen olaylar da dünyayı etkiliyor.

İnsan yaşamını sürdürmek için üretmek ve tüketmek zorundadır. Üretim ve tüketim insanın varlık koşuludur. Yaşam bu iki etkenliğin bir sentezidir. İnsan yaşamı için zorunlu olan üretim ve tüketimi gerçekleştirirken doğayı kirletir. Kirlenmenin düzeyini, özellikle, tüketim anlayışı belirler. Eğer tüketim anlayışı, “ekonomik mallardan ölçülü yararlanma” diye tanımlanırsa, doğanın kirlenme düzeyi yüksek olmaz. Tüketim, “harcamak, israf etmek, bitirmek” şeklini alırsa doğa çok kirlenir. Tüketim bir araç olmaktan çıkar, bir amaç olursa, bir bağımlılığa dönüşürse, kirlenme doğanın yıkımına neden olur.

Tutkuya dönüşen tüketim, doğayı kirleten en önemli kaynak olan endüstriyel üretim kurumlarının büyümesine neden oldu. Büyüyen endüstriyel kurumlar, atıkları ile doğayı sürekli kirletiyorlar.. Endüstriyel atıkların bir grubunu, bacalardan çıkan, karbon dioksit, metan v.b. gazlar oluşturur. Atmosferi kirleten bu gazlar sera gazları diye adlandırılır.

Sera gazlarının atmosferdeki miktarı arttıkça dünyanın ortalama sıcaklığı da artar. Zira sera gazları Dünyadan yayılan ve atmosferi ısıtan uzun dalga boylu radyasyonun uzaya kaçmasını engeller. Bunun sonucu olarak; günümüzde, atmosferdeki en çok bulunan sera gazı, CO2 miktarı son 400 bin yılın en yüksek değerine ulaşmıştır (416 ppm, 2017). Bu nedenle dünyanın ortalama sıcaklığı 1.5 C derece artmıştır. Sera gazlarının artışı durdurulmaz ise bu ısınma 4.5- 5.0 C derecelere ulaşacaktır.

Isınmanın en önemli sonucu iklim değişimidir. Bu değişim, ülkeleri aynı şekilde etkilemeyecektir. Etkileri ülkeden ülkeye değişecektir. İklim değişimi yıkıcı etkisini 21.yy da artarak sürdürecektir. Ülkemizin bulunduğu enlemlerde, iklim değişiminin etkileri, kuraklığa, dolayısıyla su kaynaklarına, nehirlerin debilerinin, %10-30 oranında azalmasına neden olacaktır. İklim değişiminin belirtilerini üç grupta toplamak mümkündür.

Bu gruplar şunlardır.

  • AŞIRI DEĞERLERDEKİ ARTIŞ: Sel, fırtına ve aşırı sıcaklar bu gruba giren olaylardır.
  • KURAKLIK: Tarımsal kuraklık ve temiz su kaynaklarında azalma bu grubu oluşturur.
  • DENİZ SEVİYESİNDE YÜKSELME

Şüphesiz, bu üç gruba giren olayların tümü insanlık için büyük sorunlar yaratacaktır. Ağır toplumsal sorunlara neden olacaktır. Özellikle kuraklık, insanlığın yaşamını tehdit edecektir. Çünkü; susuz yaşam olası değildir.

Afet halini alan atmosfer olayları da dünyanın çehresini değiştirmektedir.

Sonuçta; insanın cenneti olan dünya-atmosfer birliği dağılmakta, onun yerini kaotik bir ortam almaktadır. Bu durum, insanlık için önemli bir tehlikedir. Bu nedenle;

Biz, atmosfer bilincilerin görevi sadece araştırma yapmak değildir. İnsanlara, onları bekleyen tehlikeyi anlatmak da önemli bir görevimizdir. 

Sayın Konuklar,

Günümüzde, bilimsel çalışmaların düzeyi ulusların gücünü belirler.

Bu gücün düzeyini, potansiyel ve gelişme yönünü belirlemek için çalışmalar yapılır. Bu çalışmaların önde geleni sempozyumlardır.

Bu düşünce ile sempozyumlar düzenlemekteyiz. ATMOS 2017 düzenlediğimiz 8. sempozyumdur. Düzenlediğimiz bu sempozyuma toplam 180 tane bildiri verilmiştir. Bu bildirilerin 141 tanesi bu sempozyumda sunulacaktır. Sempozyumda 8 çağrılı konuşmacı vardır.

Bu çalışmaları yapan mühendis ve akademisyenlere teşekkürlerimi sunarım. Onları kutlarım. Ayrıca davetimizi kabul ederek sunumları ile sempozyuma katkıda bulunacak Dr.Gabriels, Dr. Chen, Dr. Siddiqi, Dr. Lughi, Dr. Barhdadi, Dr. Huizhi, Dr.Manchanda, ve Dr. Wang a teşekkür ederim.

Bildiri yazarlarına ve değerlendirmeleri ile katkı sağlayan bilim kurulu üyelerine teşekkür ederim.

Sempozyuma destek veren, Meteoroloji Genel Müdürlüğüne (MGM), TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası (MMO) Başkanı sn. Ahmet Köse ye Sayman sn. Faruk Sanlı ya Genel Sekreter sn. Fırat Çukurçayır a, ve değerli çalışanlarına. METAR öğrenci kulübüne ve öğrencilere. Değerli meslektaşım Çetin Güle bağlama resitali için teşekkür ederim.

Sayın Rektörümüze, İTÜ Uçak ve Uzay Fakültesi dekanlığına, Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanlığına, Organizasyon komitesi değerli üyelerine ve beni dinlediğiniz için siz değerli katılımcılara teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.

Prof.Dr.Orhan Şen

Sempozyum Başkanı

Yaralanılan Eserler:

  1. Bilim Tarihi, S. Mason, T.C. Kültür Bakanlığı yayınları
  2. Bilim Tarihi, Colin A. Ronan, TÜBİTAK yayını
  3. Materyalist Bilimler, Tarihi, J.D. Bernal, Sosyal yayınlar Cilt 2
  4. İnsan Nasıl İnsan Oldu. Ilin, M,; Segal, E. Hür yayın evi.

 

orhan şen2 (2)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>