BASINA VE KAMUOYUNA

tarafından gönderildi

BASINA VE KAMUOYUNA

23 Mayıs 2018

Başta Başkent Ankara olmak üzere, son günlerde yağışlara bağlı olarak ülkemizde yaşanan taşkın ve sel olayları üzerine basını ve kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacı oluşmuştur..

Bahar  ve Yaz mevsimlerinde yağışlar, doğası gereği dar alanlarda ve şiddetli olabilmektedir. Alansal ve zamansal değişkenlikler bu mevsimlerdeki yağışların ana karakteridir. Burada; zamansal değişimden kastettiğimiz bir günde yağacak yağışın birkaç saatte, birkaç saatte yağacak yağışın birkaç dakikada yağması, alansal değişim ise yerleşim yerlerinin tamamını değil de birkaç km’lik dar bir alanı etkilemesidir. Yani yağışlar şehrin bir semtini ciddi olarak etkilerken hemen yanındaki bir semte tek damla bile yağış düşmemesidir.Bu durum konvektif mekanizmanın bir gereğidir. Buna ek olarak iklim değişkenliği ve değişimi, ayrıca artan şehirleşme yerel yağış rejimlerini daha agresif yönlerde etkileyebilmektedir.

Bununla birlikte; Başkent Ankara’nın çeşitli semtlerinde meydana gelen yağışlara bağlı sel ve su baskınları olaylarının temel nedeni yağışların zamansal ve alansal değişimlerinden ziyade, bakımsız ve yetersiz alt yapı problemleridir. Yağışların sel ve su baskınlarına dönüşmesini engellemek için yapılan drenaj kanallarının asfalt ve beton yüzeyler üzerinde akışa geçen suları toplayacak kapasitede olmaması, çarpık şehirleşme, yeşil alanların daraltılması olumsuzlukların yaşanmasına  neden olmaktadır.

Yerleşim alanlarının  tümüyle asfalt ve beton kaplı olması nedeniyle düşen her damla yağmur  toprak içerisinde süzülmeden, bitki örtüsü tarafından yavaşlatılmadan hızla akışa geçmektedir. Akışa geçen yağmur suları yetersiz ve düzensiz altyapı nedeniyle şehrin düşük kotta kalan cadde ve sokaklarında şehir seline ve su baskınlarına yol açmaktadır. Örneğin, Ankara’da 1960’ların ilk yarısında yapılan drenaj sistemi sel kapanları ve su toplama alanları imara açılmış, betona–asfalta teslim edilmiş, seddelerin bulunduğu bölge doldurularak bir bölümü göstermelik park yapılmıştır.

20 Mayıs 2018 tarihinde Ankara Kızılay da görülen manzaranın bire bir aynısı 27 Ağustos 2016 ve 22 Mayıs 2011’de de yaşandı. Sel ve su baskınları için biraz daha eski tarihlere uzanırsak hemen her yıl benzer sel ve su baskını manzaraları karşımıza çıkmaktadır. Olayın garip tarafı ise; yıllardır yetkililerin ve bilim insanlarının söyledikleri neredeyse birebir aynıdır. Yetkililer yağışı ve yağış miktarının fazlalığını suçlarken, aralarında biz meteoroloji mühendislerinin de olduğu bilim insanları ise şehirleşmenin yanlış, alt yapının hesapsız, bakımsız ve yetersiz olduğunu ifade etmektedir.

Gelişmemiş ve gelişimini tamamlayamamış toplumlarda tarih tekerrürden ibarettir. Her alanda bilimsel verilere göre yaşamını planlayamamış toplumlarda bu ve buna benzer olayların ardışık olarak tekrar tekrar yaşanması kaçınılmazdır.  Olayın vahametini arttırmak ve kendi sorumluluklarını azaltmak için 500 yılda, 1000 yılda bir görülen yağışlara maruz kaldık demenin kimseye ama kimseye yararı yoktur. Çünkü söylenen rakamların geçerliliği ve bilimsel dayanağı yoktur.

Meteoroloji Mühendisleri Odası olarak 16 Nisan 2018 tarihinde aralarında Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin de içinde olduğu birçok büyükşehir belediyesine yazı yazarak yaklaşık 50 yıllık bilgi birikimimiz ile mesleğimizin kanun ve yönetmeliklerle tanımlanmış 16  ( onaltı ) ayrı ihtisas alanında işbirliğine hazır olduğumuzu belirttik. Ankara ve ülkemizin hemen hemen tüm yerleşim birimleri geçtiğimiz yıllarda yağışlara bağlı olarak sel felaketini defalarca yaşadı. Bundan sonra da yaşamaya devam edecek. Her geçen gün betonlaşma oranı artan şehirlerimizin bu alt yapı ve olaylara bu bakış açısı ile zamansal ve alansal olarak doğal bir değişim gösteren yağışlara karşı direnebilmesi mümkün değildir. Suçlanması gereken yağışlar değil, alt yapıyı ve şehirleri bilimsel verileri göz önüne almadan planlayanlardır.  Kaldı ki yağışları suçlayarak doğanın dengesini tekrar normale getirmek de mümkün değildir.

METEOROLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI ÖNERİYOR

Ülkemizde can ve mal kaybına sebep olan afetler içinde Meteorolojik karakterli afetler;  su baskınları, sel ve taşkınlar ilk sıralarda yer almaktadır. Söz konusu afet, insan sağlığı, çevre, kültürel miras ve ekonomi üzerinde  olumsuz etkileri olan ve son zamanlarda şehirlerimizde sıkça karşı karşıya kaldığımız ülkemizin ciddi problemlerinden birisi halini almıştır.

Yaşanan felaketin zararlarının asgari seviyede atlatılabilmesinin gereği olarak, olayın bütüncül yönetilmesi şarttır. Konuyla ilgili paydaş kurum ve kuruluşların, koordinasyon ve işbirliği içerisinde, kısa, orta ve uzun vadede; hukuki, idari ve teknik alanlarda belirlenen ortak bir plan çerçevesinde hareket etmeleri önemlidir. Bu kapsamda hazırlanacak olan “Taşkın Yönetim Planı” ile her bir kurum tarafından taşkın öncesi, esnası ve sonrasında alınması gereken sorumluluk, tedbir ve uygulama esasları ortaya konulmalıdır..

Planların hazırlanma aşamasında gereken desteğin sağlanması, belirlenen esasların sorumlu kurumlar tarafından titizlikle uygulanması, izlenmesi ve denetlenmesi ancak  konusunda uzman kişiler tarafından  sağlanabilecektir. Bu bağlamda, hazırlanacak taşkın koruma projeleri için hesaplanacak debi ve tekerrürlerinin Hidroloji alanında çalışan uzmanlarca (Meteoroloji Mühendislerince) yapılması gerekmektedir. Bu tür hesaplama ve raporlamaların konusunda uzman olmayan kişilerce yapılması ve bu yanlış hesaplamalara dayalı çıkan sonuçlarla boyutlandırılan menfez ve köprü gibi sanat yapılarının oluşan taşkın debilerini bertaraf edecek boyutta tasarlanmaması sonucunda  son günlerde ülkemizin çeşitli şehirlerinde yaşadığımız felaketler tekrar tekrar yaşanacaktır..

Yukarıda anılan nedenlerden de anlaşılacağı üzere özellikle metropol kentlerimizde alt yapı tesisleri çok büyük bir öneme sahiptir. Bundan sonra daha fazla can ve mal kaybına sebebiyet verilmemesi için  yapılacak olan projelerde, imar planı çalışmalarında ve taşkın tekerrür debilerinin sağlıklı hesaplanmasında bu konuda uzmanlaşmış olan Meteoroloji Mühendislerinin sahip olduğu bilgi birikiminden faydalanılması ve bu meslek grubunun başta belediyeler olmak üzere kamu ve konuyla ilgili özel sektörde istihdam edilmiş olması son derece önemlidir.

Saygıyla duyurulur

Meteoroloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu

 

 

ankara

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir