2023 YILINDA DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ

Hiç değilse çevre gününde karar verici, denetleyici kurum ve kuruluş yetkilileri susmalı

Dünya’nın insan faaliyetleri ile ilgili sorunları özellikle endüstriyel dönemin başladığı 1800’li yılların sonundan itibaren şiddetlenerek artmaktadır. Bu gidişi durdurmak ya da yavaşlatmak için birçok adımlar atılmaya çalışılmaktadır ya da çalışılır gibi yapılmaktadır.

Bugünde birçok etkinlik düzenlenecek ve bu etkinliklerde sadece yaşanan sorunlar rakamlar ile tekrarlanacak. Her yıl olduğu gibi….

3 HAZİRAN DA YAŞANAN SEL VE TAŞKINLAR

Dünya çevre günü ile ilgili dertlerimizi anlatmaya çalışırken, Ankara başta olmak üzere ülkemizin birçok kentinde yağışlar sonucu oluşan seller ve bu seller nedeniyle yaşanan sorunlar aslında çevre günü ile ilgili daha önce neler yapıldığını ya da yapılmadığını açıkça göstermektedir.

Meteoroloji Mühendisleri Odası olarak; kent selleri konusunda sürekli uyarılarımızı yapmamıza rağmen kent yöneticileri bu konulara kulaklarını tıkamaktadır.  Onlar işin en kolay yolu olarak suçu “iklim değişimine” atmaya ve ve bu şekilde kendilerini kurtarmaya çalışmaktadırlar. Bu konu ile ilgili oluşturulan fonlardan fayda sağlayanlar ise; özellikle kentlerin bu konuda yaşadığı sorunlar karşısında bilim ve tekniğe uygun olarak atılması gereken adımları da bilinçli olarak engellemektedir.

Her zaman olduğu gibi bu yaşanan olaylar yine belli kesimler tarafından iklim değişimine bağlanarak geçiştirilmeye çalışılacaktır.  Bu yaşananlar ilk olmadığı gibi son da olmayacaktır. Ancak bilim ve tekniği insan onuru ile ele alarak neler yapıldığına bakmak gerekiyor.

Belli bir kesim yaşanan olayları iklim değişimine bağlamaya çalışarak, kentlerin iklim değişimine dirençli hale getirilmesi gibi bir süslü söylemler ile yollarına devam etmeye çalışacaklardır.  Oysa planlamasında hiçbir meteorolojik parametrenin kullanılmadığı kentler için iklim değişimi ile ilgili bir çalışmadan söz etmek bilim ve teknikten kopuk bir söylemden başka bir şey değildir.

İKLİM DEĞİŞİMİ BİRİMLERİ

İklim değişimi ile ilgili çalışmalar içinde birçok kurumlarda iklim değişimi birimleri oluşturulmaktadır. Bu yaklaşımla birçok birimlerde olduğu gibi, Ankara Yenimahalle Belediyesinde, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü kurulmuştur. Söz konusu müdürlük «İklim Değişikliğinin Yansımaları ve Alınacak Önlemler Çalıştayı» düzenleme için belli kurum ve kuruluşlara çağrı yapmıştır. Ancak bu çağrılılar arasına ne yazık ki Meteoroloji Mühendisleri Odası yoktur. Bu etkinliği düzenleyenlerin bu konuya ne kadar hakim oldukları yada gizli amaçlarının ne olduğunu göstermektedir. Bu etkinliği düzenleyecek olan birimin sorumlu olduğu idari sınırlar içerisinde meteorolojik koşullara bağlı yaşanan sorunların farkında olunmaması ise ayrı bir sorundur.

5 HAZİRAN ÇEVRE GÜNÜNE GİDERKEN

1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda, çevrenin korunmasına dikkat çekmek amacıyla 5 Haziran “Çevre Günü” olarak kabul edilmiştir. 1974 yılı ve sonrasında, her yıl çevre günü için dikkat çekmek amacıyla bir konu belirlenmekte ve belirlenen konu üzerine söylemler geliştirilmektedir. Bunca yıldır artık çevre ile ilgili olarak dikkat çekilmeyen konu kalmamıştır. Artık konu bulunmakta da zorlanılmaktadır.

Ülkemizde ise, çevrenin çok ama çok önemsenmesinden olsa gerek, “çevre günü ” , “çevre haftası ” olarak kutlanmaktadır. Bu konuda Cumhurbaşkanlığı tarafından 21 Mayıs 2022 tarih ve 31842 sayılı Resmi Gazetede 2022/3 sayılı Çevre Haftası Konulu Genelge yayınlanmıştır.

Genelgede özetle, “Ülkemizde Dünya Çevre Günü kutlamalarının daha katılımcı, daha paydaşlı şekilde gerçekleştirilmesi, çevre sorunlarının değerlendirilmesi amacıyla her yıl 5 Haziran tarihinin bulunduğu hafta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından duyurulacak bir temayla Türkiye Çevre Haftası olarak kutlanacağı, tüm etkinliklerin Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte yürütüleceği, söz konusu etkinliklerden Cumhurbaşkanlığınca belirlenecek Cumhurbaşkanlığı himayelerinde yapılabileceği, gerçekleştirilecek etkinliklere ait giderler ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca karşılanacağı ve ihtiyaç duyulan her türlü destek ile katkının verilmesi gerektiği” belirtilmektedir.

Çevre günü ilan edilmesinin üzerinden 50 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen, çevre ile ilgili yaşanan sorunların nasıl değiştiği ya da geliştiği, izin ve denetim konusunda kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra uluslararası kuruluşların da nasıl bir katkısı olduğunu özellikle belirlemek gerekmez mi?

Her yıl olduğu gibi, bilindik kişiler artık matbu hale gelen rakamları tekrarlayarak ne kadar anlamlı ve güzel işler yapıldığını anlatmaya çalışılacaklardır. Örneğin ne kadar su kaynağımızın neden ve nasıl kirletildiğinden hiç söz etmeden, ne kadar suyun kalitesinin artırıldığına, ülkemiz ve kentlerimizde yeşil alanların azalması, dere yataklarında ki yerleşimlerden dolayı yaşanan sorunlar yerine, sel ve taşkınlardan zarar gören kaç kişiye ne kadar yardım ve yer sağlandığını anlatmak gibi.

Çevrenin korunması konusunda birinci derecede görevli olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirme ve İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü kendi özel sayfasında, 2015 yılından günümüze, 7121 ÇED’den sadece 34 (otuz dört ) ÇED’in olumsuz olduğu belirtmektedir. Onaylanan ÇED raporlarının kaç tanesinin mahkemelik olduğu ya da işletme sırasında hangi sorunların yaşandığına ilişkin bilgiler ise hiçbir zaman kamuoyunun bilgisine sunulmamaktadır.

Su havzalarının kullanımında yaşanan değişiklikler nedeniyle, su havzalarının daraltılması ve suların kirletilmesinden kimler sorumludur? Orman ve tarım alanları başta olmak üzere, doğal alanların daraltılması ve amaç dışında kullanılmasından kimler sorumludur? Kullanılmış suların deşarjı ile ilgili standartların belirlenmesi ve bu konudaki denetlemelerden kimler sorumludur? Kent planları başta olmak üzere her türlü planlamaya verilen onaydan kimler sorumludur? Yapı kontrollerinden kimler sorumludur? Bu soruları yaşadığımız her sorun alanına ilişkin sorabiliriz.

Bizler çok iyi biliyoruz ki; Tüm Bakanlıklar ile bunlara bağlı yerel birimleri, yerel yönetimler sayılan ve sayılmayan tüm iş ve işlemlerin yapılmasından ve faaliyetin sürecinin izlenmesi ile denetlenmesinden sorumludur. Bu açıdan bakıldığında, çevre ile ilgili yaşanan sorunlardan asıl sorumlu olanların, sorunlar ile ilgili “bilinçlendirme” ve “dikkat çekme gibi” bir etkinlik yapması ne anlama gelmektedir?

Çevre haftası içerisinde en fazla konuşulacak konulardan birisi su kirliliği ile sel ve taşkınlar olacaktır. Her zaman olduğu gibi yine birileri de bu yaşananları iklim değişimine bağlayarak geçiştirmeye çalışacaklardır. Sonrada Su Kanunu ve Taşkın Kanunu yetersizliğinden söz edeceklerdir. Bu söylemleri yapanlar, mevcut kanunların uygulanmadığını ve yeni kanun diye yazılan metinlerin daha büyük sorunlar yaratacağını bilmiyorlar ise, asıl işte o zaman sorun sandığımızdan çok daha büyüktür demektir.

Her türlü plan ile projenin yapılması onaylanması ve uygulanmasından sorumlu olan idari kurum ve kuruluşlar değil midir? Çevre ile ilgili yaşanan tüm sorunlardan ilk derecede sorumlu olanların belirleyeceği formatta ve belirleyeceği şekilde yapılacak etkinliklerin asıl amacı ne olabilir?

ÇEVRE HAFTASINDA NE YAPMALI?

Halkın kendi düşüncelerini açıklamasını sağlayacak şekilde seçimlerde kurulan platformlar gibi, yerel yönetimler tarafından kentlerin değişik yerlerine platformlar kurulmalı ve halka teslim edilmeli.

Hafta boyunca, görsel ve yazılı basında, çevre konusunda karar verici olan hiçbir kurum ve kuruluş ile işletme idarecilerine söz hakkı verilmemeli. Bu hafta sadece halkın görüşlerini açıklayabileceği hafta olmalı ki gerçekler tüm çıplaklığı ile ortaya konulabilsin..

Çevre sorunlarına neden olan faaliyet alanları, halkın ziyaretine açık duruma getirilmeli.

Faaliyetlerin izin süreçlerinden sorumlu kamu kurum ve kuruluşlarının idari kadrolarında bulunan tüm kişiler, sorunlara neden olan işletmelerin izin süreçlerini tekrar düşünmeli.

Çevre ile Şehirciliğin ve Kültür ile Turizm gibi konuların aynı bakanlıklarda olamayacağı dile getirilmeli.

Çevre ile ilgili karar verici ve uygulayıcı kurum ve kuruluşların yönetici kadrosunda bulunan tüm kişilerin, yılda en az iki kere meslek odaları, sendikalar ya da derneklerin düzenlediği panel, sempozyum gibi etkinliklere dinleyici olarak katılımları zorunlu hale getirilmeli.

Çevre konusunda yaşanan sorunlardan sorumlu olan kişilerin, süreçte hiçbir sorumluluğu olmayan çocuklara konu ile ilgili konuşma yapmasına izin verilmemeli.

Tüm belediye başkanları, belediye meclis üyeleri sorumlu oldukları il ya da ilçeye, etraflıca görebilecekleri yerlerden hafta boyunca, her gün farklı yerden bakmalı.

Mevcut kanunların uygulanması durumunda çevre ile ilgili yaşanan sorunların azalacağı anlatılmalı. Kanunlarda yapılan her değişikliğin, çevrenin yararına olmadığı geçmiş örnekleriyle göz önüne konulmalı.

Çevre Günü ile ilgili genelge, çevre soruları konusunda doğru bilinçlenmeyi sağlayamadığı için yeniden düzenlenmeli.

Çevre konusunda yasal yetkisi olanlar, hiç değilse bu hafta susmalı.

Basına ve Kamuoyuna saygıyla duyurulur

TMMOB

Meteoroloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu

Facebook
Twitter
YouTube
Instagram