BASIN AÇIKLAMAMIZ: SON GÜNLERDE YAŞADIĞIMIZ SEL VE TAŞKIN OLAYLARI

tarafından gönderildi

SON GÜNLERDE YAŞADIĞIMIZ SEL VE TAŞKIN OLAYLARI

1- Basın yayın kurum ve kuruluşları ile tüm medya insanlarını, basın yayın meslek ilkelerine uymaya çağırıyoruz.

2-Yerel yönetimlere, bilmedikleri konularda sadece sosyal medyadan gördüklerine göre hareket etmemelerini öneriyoruz.

Bildiğiniz gibi, ülkemizde Mart, Nisan aylarında, özellikle deprem bölgesinde etkili olan yağışların oluşturduğu sorunların bir benzeri, son günlerde değişik şekillerde yine ülkemizin birçok bölgesinde ve şehirlerinde görülmektedir.

Yağışlar nedeniyle yaşanan sel ve taşkınlar, iklim değişimine bağlanmaya çalışılmaktadır. İklim değişiminin meteorolojik parametrelerin ekstrem değerlerini değiştireceği bilim çevreleri tarafından sıklıkla dile getirilen ve kabul edilen bilimsel bir gerçekliktir.

Son günlerde ülkemizin değişik yörelerinde yaşanan sel ve taşkın olaylarına neden olan yağışlar, geçmiş yıllar yağış verileri ile karşılaştırıldığında, yağışların beklenen sınırlar içerisinde kaldığı görülmektedir. Bu yağışların ve yağış şiddetlerinin iklim değişikliği yüzünden farklılık gösterdiğine ilişkin hiçbir bilimsel veri bulunmamaktadır.

Ancak bilinen bir gerçeklik var ki; o da son yıllarda meteorolojik parametrelere bağlı afetlerin artış gösterdiğidir. Bu artışların temel nedeni meteorolojik parametrelerde meydana gelen değişiklikler midir? Yoksa bizlerin arazi kullanımından mı kaynaklanmaktadır? Sorularını sorup yanıtını aramak gerekmektedir.

Yağışların ekstrem değerleri bilinen aralıkta kaldığına göre, yağışların sel ve taşkına neden olmasının asıl nedeni arazi özelliklerinin değiştirilmesi ve taşkın alanlarının yerleşime açılmasıdır.

Kısaca son günlerde yaşanan sel ve taşkınları iklim değişimine bağlayarak geçiştirmek, gerçek sorunların nedenini gizlemek anlamına gelmektedir.

Meteorolojik Hizmet Talepleri

Yaşanan sel ve taşkınlar nedeniyle çalışma alanlarının ne olduğu belli olmayan bazı firmalar ile kişiler özellikle belediyelere hizmet satışı yarışına girdikleri, hizmetlerden birisinin de Meteorolojik parametrelerin önceden belirlenip önlem alınması ile ilgili olarak bilgisayar programları satışları olduğudur. Öncelikle bilinmelidir ki; beklentilerini programların karşılamayacağı, ancak konu ile ilgili meslek insanlarının ilgili alanlarda çalışması gerektiğinin bilinmesi gerekir.

Meteorolojik hizmetler konusunda Mühendislik hizmeti almak isteyenlerin (özellikle belediyelerin) 6235 sayılı Kanuna göre kurulmuş TMMOB’ye bağlı Meteoroloji Mühendisleri Odası tarafından 14 Mart 2003 tarih ve 25048 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Meteoroloji Mühendisleri Odası Serbest Müşavirlik Mühendislik Hizmetleri Büroları Tescili ve Mesleki Denetim Yönetmeliği’ne göre hizmet talep etmeleri gerekmektedir.

Meteoroloji alanındaki mühendislik hizmetleri ancak Meteoroloji Mühendisleri tarafından verilebilir. Meteoroloji mühendisi olmayan ve Odamızdan belgesi olmayan kurum kuruluş şirket ya da kişilerden alınacak hizmetler kamuyu zarara uğratmak anlamına gelmektedir.

Yeniden uyarmak isteriz. Satın alınan bu programlar amacına uygun kullanılamayacağı için kamu zararı oluşturacağı ve yasal sorumluluklarının meydana geleceğinin iyi bilinmesi gerekir.

Sosyal Medya ve Meteoroloji

Meslek Odası olarak; toplumun doğru bilgilendirilmesi adına meteoroloji bilimi içinde olan konular ile ilgili bizi arayan tüm medya kurum ve kuruluşlarına her zaman gerekli bilgi desteğini vermeye çalışıyoruz.

Buna rağmen; sosyal medya alanında, güncel olan ve çok rağbet görmesi nedeniyle meteoroloji konusunda birçok fenomen türemiş durumdadır. Kendisine iklim uzmanı ya da meteoroloji uzmanı unvanlarını da uydurarak açıklamalar yapmaya çalışmaktadırlar.

Bilmeliyiz ki; adı ne olursa olsun uzmanlığın tek göstergesi diploma ve sertifikadır. Sosyal medyada kendini meteoroloji alanında uzman olarak tanıtan hiç kimsenin meteoroloji alanında diploması ve sertifikası yoktur.

Ayrıca, bazı görsel sesli ve basılı yayın organlarında, meteoroloji ile hiçbir ilgisi olmayan bu kişilere de yer vermektedir. Basın ve yayın kuruluşlarının bu konulara dikkat etmesi basın etiği açısından önemlidir.

Gerek sosyal medya gerekse basın yayın organlarında meteoroloji bilimi ile ilgili olmayan birçok kişi tarafından yapılan ve toplumu yanıltan bilgi içeren paylaşımların ilgili ve yetkili kurumlar tarafından engellenmesi gerekir. İlgili ve yetkili kurumların bu konulara sessiz kalması veya cılız şekilde tepki vermesi ise üzerinde ayrıca durulması gereken bir konudur.

Özellikle TV kanallarının mesleki yeterliliği olmayan bu kişileri ekranlarına çıkarmaması gerekmektedir. Basın etik değerleri ülkemizde halen geçerli ise tabi ki.

İklim Değişimi ile İlgili Yapılan Çalışmalar

Özellikle Paris anlaşması sonrasında iklim değişimi ile ilgili çalışmalar artmış durumdadır. Uluslararası finans kuruluşları tarafından desteklenen birçok çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmaların neye hizmet edeceği ise belirsizdir. Çalışmaların hepsinin ilk kısımları neredeyse birbirinin aynısıdır. Bu çalışmaların sonuçları takip edilmediği gibi çalışmalar ile varılmak istenen hedefler de anlamlı değildir.

Paris anlaşması sonrasında ise, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın adının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak değiştirilmesi ve bu Bakanlığa bağlı İklim Değişikliği Başkanlığı’nın kurulması sonrasında yerel yönetimler bünyelerinde iklim değişikliği ile ilgili birimler oluşturulmuştur ve oluşturmaktadır. Bu birimler iklim değişimi ile ilgili konularda değişik etkinlikler yapmaktadırlar. Ancak bu etkinliklere konunun ana uzmanı olan Meteoroloji Mühendislerinin ise çağrılmadığına tanık olmaktayız.

“İklim ile meteoroloji mühendisliğinin” ilişkilendirilemediği bir ülkede iklim değişikliği ile ilgili çalışmalardan söz edilmesinin ne kadar gerçekçi olacağı ise bizim değerlendirme sınırlarımızın dışında kalmaktadır.

Sel ve taşkınları iklim değişimi ile açıklamaya çalışanlar, kentlerin planlanmasında hiçbir meteorolojik parametrenin kullanılmadığını bilmiyor olabilirler mi? Ya da iklim değişimine dirençli kent söylemi ile ortaya çıkanlar, mevcut meteorolojik parametreleri dikkate almadan yapılmış bir yerleşim birimini nasıl iklime duyarlı ve dirençli hale getirecekleri konusunda gerçekçi ve uygulanabilir öneriler getirebilirler mi? Ya da anlattıkları masal olmaktan öteye geçebilir mi?

Bu yaklaşımla, hakim rüzgar yönüne göre planlanmamış, üstelik kent içine rüzgar girmesini engelleyen rüzgar perdesi gibi devasa yapıların olduğu şehirler bu nedenle hava kirliliği ile boğuşan yerleşimler, alt yapıları nüfusa ve yağışlara göre yapılmamış, üstelik büyük bir kısmı da dere içlerine yerleştirilmiş yerleşimler, derelerin yok edildiği, güneşin bile giremediği sokakların olduğu yerleşim birimleri, meteorolojik ve iklimsel özellikleri ortaya konulmamış, hava sıcaklıkları bilinmeyen, bu nedenle hangi mevsimde ne kadar enerji tüketimine ihtiyacı olduğu ortaya konulmamış yerleşim alanları için “iklim değişikliğine dirençli” hale getirilmesi söylemi sizce neyi ifade etmektedir? Bize göre La Fontaine’den masalları…

Bilime, tekniğe uygun hareket etmek ve etik değerleri unutmamak gerekiyor.

Aksi halde bu anlayışla daha büyük felaketlerin yaşanılmasını kaçınılmaz olacaktır.

Öncelikle basın kurum ve kuruluşlarını basın meslek ilkelerine uymaya çağırıyoruz.

İklim tabi ki değişiyor. Ancak bu yaşadıklarımızı sadece iklim değişimi ile açıklamaya çalışmak bilimi inkâr etmek olur.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

TMMOB

Meteoroloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu

Facebook
Twitter
YouTube
Instagram