DÜNYA METEOROLOJİ TEŞKİLATI , DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜNÜN COVİD-19 MANİFESTOSUNU DESTEKLİYOR

tarafından gönderildi

COVID-19’dan sağlıklı bir iyileşme ve daha yeşil bir Dünya için Dünya Sağlık Örgütü Manifestosu

Dünya Sağlık Örgütü COVID-19’dan sağlıklı bir iyileşme ve daha yeşil bir dünya için 26 Mayıs 2020 tarihinde bir reçete yayınladı.


Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus 18 Mayıs 2020 tarihindeki 73. Dünya Sağlık Asamblesinde yaşadığımız Covid-19 Pandemisi ile ilgili olarak ” Pandemi, insanlar ve gezegenimiz arasındaki samimi ve hassas ilişkinin bir hatırlatıcısıdır. Dünyamızı her alanda daha güvenli hale getirmeye yönelik tüm çabalarımız ve çalışmalarımız, insanlar ve patojenler arasındaki kritik arayüzü ve iklim değişikliğinin var olan tehditlerini göz önüne almadığı sürece, dünyamızı daha az yaşanabilir olmaktan kurtaramayacaktır.demiştir

COVID-19’dan neler öğrendik

COVID-19 Pandemisi insanlığın , on yıllardır yaşadığı en büyük küresel şoktur. Halen devam eden pandemi sürecinde bugüne kadar hemen her yaştan Yüz binlerce hayat kaybedildi. Kaybedilen hayatların yanında çok büyük bir olasılıkla dünya ekonomisi de 1930’lardan beri yaşanan en kötü durgunlukla karşı karşıyadır. Ortaya çıkan ve çıkacak olan istihdam ve gelir kaybı geçim kaynaklarımıza, sağlığımıza ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmamıza daha fazla zarar vermeye devam edecektir.

Toplumların mümkün olan en kısa sürede Covid-19 ile mücadelelerini ihmal etmeden kendilerini toparlamaları ve normalleşmeleri gerekmektedir. Ama hiç bir şekilde yakın gelecekte Covid -19 Pandemisi öncesinde yaşadığımız gibi bir hayata geri dönmemiz söz konusu olamaz.

Yakın zamanda yaşanan HIV / AIDS, SARS ve Ebola dahil olmak üzere artan sayıdaki bulaşıcı hastalıklara baktığımız zaman bu hastalıkların , vahşi yaşamdan insanlara sıçradı ğı görülür. Şu andaki mevcut kanıtlarda COVID-19’un aynı yolu izlediğini gösteriyor.

COVID-19’un insandan insana geçişi başladığında, ulusal ve uluslararası gözetim ve müdahale sistemleri, hastalığı ve bulaşmayı tamamen durduracak kadar güçlü ve hızlı değildi.

Enfeksiyonlar yayıldıkça görülmüştür ki; evrensel sağlık sisteminin kapsamı , zengin ülkelerdeki birçok insan da dahil olmak üzere milyarlarca insanın tıbbi tedaviye güvenilir ve uygun fiyatlı erişimini imkansız hale getirmiştir.

Çok sayıda ölümlerin meydana gelmesi ve geçim kaynaklarının kaybı, sıklıkla cinsiyet ve azınlık sorunlarının da eklenmesi ile sosyoekonomik durumdan kaynaklanan büyük eşitsizliklerin yaşanmasına sebep olmuştur.

Çevrenin korunması, acil durumlara hazırlıklı olma, sağlık sistemleri ve sosyal güvenlik ağlarını ihmal ederek tasarruf etmek ve para biriktirmeye çalışmanın sahte bir ekonomi sistemi olduğu kanıtlanmıştır ve bunun faturası geçmişte birçok kez yapıldığı gibi tekrar ödenmektedir.

İster COVID-19 ölçeğinde ele alırsak; ister bir sonraki salgın tarafından tetiklensin, isterse çevreye verdiğimiz zararlar ve iklim değişikliğinden kaynaklanıyor olsun, dünya tekrarlanan bu tip felaketleri artık karşılayamaz durumdadır. “Normal” e geri dönmekten kasıt asla eski alışkanlıklarımız olmamalıdır.

Yaşadığımız Pandeminin bize kazandırdığı şeylerde oldu elbette. Pandemi krizi, komşularımız arasında dayanışmayı, tüm sağlık personelinin ve diğer kilit çalışanlarının, toplumlarına hizmet etmek için kendi sağlıklarını dahi riske atarak canla başla çalışmasını, aynı sorunu yaşayan ülkelerin nasıl işbirliği yaptığına kadar iyi şeyleri de ortaya çıkarması açısından yararlı oldu.

Aynı şekilde ; Acil yardım veya tedavi usulleri ve aşı çalışmalarındaki işbirliğide pandeminin insanlığa kazandırdığı olumlu davranışlardır. COVID-19’un yayılmasını kontrol etmek için gerekli olan uluslar arası “kilitlenme” önlemleri doğal olarak ekonomik aktiviteyi yavaşlattı ve yaşamları aksattı – ama aynı zamanda daha parlak bir geleceğe dair bazı ipuçlarınıda verdi.

Çoğu ülkelerde insanların ekonomik aktivitesi sınırlandığı ve emisyon kaynakları devre dışı kaldığı için , hava kirlilik seviyeleri, insanların temiz hava solumasına imkan sağladı. Çoğu insan gökyüzünün mavi olduğunu hatırladı. Suların aslında berrak renkte olduğunu , hayatlarında ilk kez çocuklarıyla güvenli bir şekilde açık havada yürüyebildiğini ve bisiklete binebildiği gördü.

Dijital teknolojiyi farklı kullanabildiğini fark etti. İşe gidip gelmek için zaman harcamadan ve çalışma zamanını da azaltmadan, daha esnek çalışma yöntemlerini keşfetti.

Uzaktan tıbbi konsültasyonlar bile yapmaya, ailelerimizle hiç olmadığı kadar birlikte daha fazla zaman geçirmeye kadar yeni çalışma ve ilişki kurma yollarını keşfetti. Dünyanın dört bir yanında yapılan kamuoyu yoklamaları, insanların bu krizden çıkarken pozitif bir kazanç olarak çevreyi olabildiğince korumak istediklerini gösteriyor.

Tüm Dünyada Ulusal hükümetler, ekonomik faaliyetlerini sürdürmek ve ekonomiyi canlandırmak için kısa vadede trilyonlarca dolar taahhüt ediyorlar. Bu yatırımlar insanların geçim kaynaklarını ve sağlıklarını korumak için gerekli olacak olan yatırımlar olacaktır. Ancak bu yatırımların hem kısa, hem de uzun vadede iyileşmeyi yönlendirecek politik kararlar olduğu , gelecek yıllarda yaşamlarımızı, çalışma ve tüketimlerimizi şekillendirme potansiyelini taşıdığını göz ardı etmemeliyiz.

Hiçbir yatırım çevresel bozulma ve kirlilik oluşturmamalı ve özellikle küresel ısınmayı ve iklim krizini tetikleyen sera gazı emisyonlarını arttırmamalıdır. Hiç bir yatırım çevrenin korunmasından ve iklim değişikliğinden daha önemli değildir.

Önümüzdeki aylarda ulusal hükümetlerce alınacak kararlar, ya dünyada tüm insan sağlığı ve geçim kaynakları için ekolojik sistemlere kalıcı ve artan bir zarar verecek şekilde ekonomik kalkınma kalıplarını “kilitleyebilir” veya akıllı kararlar ile daha sağlıklı, daha adil ve daha yeşil bir dünyada yaşamayı teşvik edebilir .

Sağlıklı iyileşme , daha yeşil bir dünya için reçete

1) İnsan Sağlığını ve insan sağlığının kaynağı doğayı korumak.

2) Sağlık hizmetlerinde su ve temizlikten , temiz enerjiye kadar gerekli yatırımların yapılması

3-Hızlı ve sağlıklı bir enerji geçişin sağlanması

4-Sağlıklı ve sürdürülebilir gıda sistemlerini teşvik edilmesi

5) Sağlıklı, yaşanabilir şehirler inşa edilmesi

6) Kirliliğin finanse edilmesi için vergi mükelleflerinin parasının kullanılmasının bırakılması

Küresel olarak, her yıl yaklaşık 400 milyar ABD doları civarında bir mali kaynak, vergi mükelleflerinin parası, iklim değişikliğini negatif olarak yönlendiren ve hava kirliliğine neden olan fosil yakıtları doğrudan desteklemek için harcanmaktadır. Bu rakama; hava kirliliğinden kaynaklı sağlık harcamaları ve bu tür kirlilikten kaynaklanan diğer özel ve sosyal maliyetler dahil değildir. Sağlığa ve çevreye verdikleri zarar da dahil olmak üzere, bu sübvansiyonun gerçek değerinin yılda 5 trilyon ABD dolarının üzerine çıktığı söylenebilir.

Bu rakam ; Dünyadaki tüm ulusal hükümetlerin sağlık hizmetleri için yaptığı toplam harcamaların ve DSÖ bütçesinin yaklaşık 2.000 katıdır.

Kirletici yakıtlara neden oldukları hasar doğrultusunda bir fiyatlandırma yapmak , dış ortam hava kirliliğine bağlı ölümleri yarı yarıya indirecek, sera gazı emisyonlarını ise dörtte bir oranında azaltacak ve küresel GSYİH’nın yaklaşık % 4’ünü artıracaktır. Kirlilik faturasını hem ceplerimizle hem de ciğerlerimizle ve yaşamımızla ödemeyi bırakmalıyız.

TMMOB

Meteoroloji Mühendisleri Odası

Kaynak : WMO ( Dünya Meteoroloji Teşkilatı)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube
Instagram