WMO: FELAKETLER VE EŞİTSİZLİK AYNI MADALYONUN İKİ YÜZÜDÜR.

tarafından gönderildi

Felaketler ve eşitsizlik aynı madalyonun iki yüzüdür.

Dirençli bir gelecek için eşitsizlikle mücadele, bu yılki Uluslararası Afet Riskini Azaltma Günü’nün temasıdır. WMO ve ortaklarının Herkes için Erken Uyarılar girişimi aracılığıyla onarmaya çalıştığı afetler ve eşitsizlik arasındaki kısır döngüyü vurgulamaktadır.

Eşitsizlik ve afetlerden zarar görebilirlik aynı madalyonun iki yüzü gibidir: finans ve sigorta gibi hizmetlere eşit olmayan erişim, en fazla risk altında olanları afet tehlikesine maruz bırakır. Afet etkileri eşitsizlikleri daha da kötüleştirir ve en fazla risk altında olanları daha da yoksulluğa iter.

BM Genel Sekreteri António Guterres bir mesajında “2023 yılında sıcaklık rekorları kırıldı ve dünya çapında rekor kuraklık, yangın ve sel felaketleri görüldü. Yoksulluk ve eşitsizlik bu felaketleri daha da şiddetlendiriyor,”

“En az gelire sahip olanlar genellikle aşırı hava koşulları karşısında en büyük risk altındadır. Sel ve kuraklığa daha açık yerlerde yaşayabilirler; ve hasarla başa çıkmak ve hasarı gidermek için daha az kaynağa sahiptirler. Sonuç olarak orantısız bir şekilde acı çekerler ve yoksulluğa daha fazla itilebilirler”

İstatistikler , hayat kurtaran erken uyarıların 2027 yılı sonuna kadar gezegendeki herkese ulaşmasını sağlamak için Sayın Guterres’in öncülük ettiği uluslararası kampanyaya aciliyet katmaktadır.

Küresel olarak ülkelerin yarısı yeterli erken uyarı sistemlerine sahip değildir ve daha da azı erken uyarıları acil durum planlaması, hazırlık ve öngörülü eylemle ilişkilendirecek düzenleyici çerçevelere sahiptir.

Afrika, Güney Asya, Güney ve Orta Amerika ve küçük ada devletlerindeki insanların iklim felaketlerinden ölme olasılığı 15 kat daha fazladır.

Geçtiğimiz 50 yıl içinde, kaydedilen afetlerin sayısı, kısmen hava koşullarımızı aşırı yükleyen insan kaynaklı iklim değişikliğinin etkisiyle beş kat artmıştır. Bu eğilimin devam etmesi beklenmektedir.

Herhangi bir önlem alınmazsa, orta veya büyük ölçekli afet olaylarının sayısının 2030 yılına kadar yılda 560’a – veya her gün için 1,5’e – ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Şiddetli hava koşullarının meydana gelmesi ve iklim değişikliğinin etkileri, dünya çapında acil durum müdahale çabalarının zorluğunu, belirsizliğini ve karmaşıklığını artıracaktır.

WMO Genel Sekreteri Prof. Petteri Taalas,”Herkes için Erken Uyarılar girişimi, aşırı hava koşulları ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı en savunmasız olan 30 ülkeden oluşan ilk alt kümede uygulanıyor. Bu ülkelerde yaşayan insanlar sera gazı emisyonların artmasından da en az sorumlu olanlardır. Ancak ortaya çıkan iklim değişikliğinin orantısız bir yükünü taşıyorlar” diyor

“Herkes için erken uyarılar, savunmasız ve marjinalleşmiş nüfusların zamanında bilgi ve yardım almasını sağlayarak eşitlik açığının kapatılmasına yardımcı olabilir ve afetlerin bu topluluklar üzerindeki orantısız etkisini azaltabilir. Önümüzdeki yıl bölgesel uzmanlık merkezlerimiz aracılığıyla ve İklim Riski ve Erken Uyarı Sistemleri girişimi, Sistematik Gözlemler Finansman Kolaylığı gibi finansman mekanizmaları ve Yeşil İklim Fonu ve diğer ortaklarla işbirliğimiz yoluyla ülkelerde belirlenen öncelikli ihtiyaçları karşılayarak ülkelere desteğimizi artıracağız.”

Kapsayıcılık, mesajların sosyoekonomik durum, dil veya fiziksel yeteneklerden bağımsız olarak nüfusun tüm kesimlerine ulaşmasını sağlayan Herkes için Erken Uyarıların ayrılmaz bir parçasıdır. Bu sayede düşük gelirli topluluklar, engelliler gibi hassas grupların kritik bilgileri alma konusunda geride kalmamaları sağlanmaktadır.

Eşitsizlik neden devam ediyor?

Eşit Olmayan Kaynak Erişimi: Düşük gelirli topluluklar genellikle sel yatakları veya gayri resmi yerleşimler gibi daha tehlikeli alanlarda ikamet etmekte ve bu da onları afetler sırasında artan riske maruz bırakmaktadır. Buna ek olarak, bu topluluklar genellikle kötü inşa edilmiş evlerde yaşamakta, sigortadan yoksun olmakta ve tahliye seçeneklerinin sınırlı olması, bu tür olaylar sırasında yıkıma karşı duyarlılıklarını daha da artırmaktadır.

Sağlık Hizmetlerine Erişilemezlik: Kaliteli sağlık hizmetlerine erişememe, özellikle de talebin arttığı afetler sırasında, dezavantajlı gruplar arasında ölüm oranlarını yükseltmektedir.

Farklı Dayanıklılık: Afetler temel ihtiyaç maddelerini kesintiye uğratır ve toplulukları potansiyel olarak yerlerinden eder, iş kayıpları ve yerel ekonomik gerilemeler nedeniyle özellikle savunmasız topluluklarda ekonomik zorlukları artırır.

Eşit Olmayan İyileşme: İyileşme aşaması genellikle kaynak dağılımındaki eşitsizliklerin altını çizer; marjinalleştirilmiş topluluklar, adaletsiz kaynak dağılımı ve çocukların potansiyel olarak kesintiye uğrayan eğitimleri nedeniyle yeniden inşada zorluklarla karşılaşır.

Önyargılı Müdahale: Devlet yardımları ve toparlanma girişimleri bazen daha zengin bölgelere öncelik vererek marjinal bölgelerdeki ihmal ve eşitsizliği sürdürür.

TMMOB

METEOROLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI

KAYNAK: WMO

Facebook
Twitter
YouTube
Instagram